Muhittin CENGİZ-YALNIZLIK

05 Mayıs 2016

Yalnızlık veya yalnız kalma bir insanın boşluk duygusuyla karışık kendini dünyadan kopmuş hissetmesidir. Yalnızlık kimi zaman iyi kimi zaman da sıkıcı olabilecek bir durumdur. Bazen insanın anlatacak çok şeyi vardır içinde… Ama konuşacak kimsesi yoktur.

Yalnız kaldım mı diyorsun! Kendini yalnız mı hissediyorsun!

Yalnızlığın kısa bir süre ise ve seni dinlendiriyorsa sorun yok. Fakat yalnızlığın seni tek başına bırakıyor ve çevrenden de ayırıyorsa o zaman sorun var demektir. Bu tür bir yalnızlık sana zarar vereceğinden kısa sürede gidermen gerekir.

Yalnızlığını gidermenin çaresi ne dersen? Bunun yolu hayatını birileriyle paylaşmaktan geçer. Bu birileri kimlerdir diye soracak olursan da bana göre bunlar en yakınındaki kişilerdir. Yani birinci dereceden kan bağın olan ailendir bunlar. Yalnızlığını öncelikle bunlarla gidermeli, iyi ve kötü günlerini bu insanlarla paylaşmalısın. Bunlarla bir birliktelik kurmayı beceremediysen yakın akrabalarınla paylaşmalısın yalnızlığını…Bunlarla da olmadıysa halkayı genişleterek yakından uzağa doğru açılabilirsin…

İlk başlarda bu silsile hemen reddedilebilir. Ancak insan bu sıralamanın uzun vadede çok doğru olduğunu anlayacaktır. Şunu bilmek gerekir ki insanın kan bağından daha yakın birleri olamaz insana… Diğer insanlardan dost, dert ortağı olmaz mı? Pekala olur, ancak bunlar yalnızca dosttur o kadar. Bunlarla da belki birçok şeyini paylaşırsın amma velâkin sonuçta asıl çözümün ancak kan bağı içinde bulunduğunu bilmelisin, kanaatindeyim ben şahsen.

Sıralanan bu halkalardan birinin yerine diğerini koymamalısın. Şayet yer değiştirerek sorununa çare ararsan aradan geçen uzun senelerden sonra bu işin yanlışlığını anlarsın. Yaptığın bu yanlışlık nedeniyle iş işten geçmiş, açılan yara iyice büyümüş olur. Özellikle bu duruma dikkat etmelisin her ne kadar kısa vadede yanlış gibi görünse de…

Ne olursa olsun arada nasıl bir uyuşmazlık, anlaşmazlık ve de çelişki olursa olsun yine de yakın yakındır. Uzağı yakın yapamazsın çabalarınla… Yakınlarına kapını hiçbir zaman kapatma. Her zaman ve her halükarda biraz aralık kalsın. Ruh haline göre değişen durumun senin yaşam stratejin olmamalı.

Bazen de tam tersi olur. Yakın, yakın olmayınca çok uzak da yakın olabilir. Bu da ayrı bir konu…

Zamanımızın en büyük problemidir yalnızlık. Çoğu kez yalnızlığı tercih ederiz. Birçok insan arasında… Oysaki yalnızlık yalnız kalınarak giderilemez. Yalnızlığımızı birileriyle paylaşarak giderebilir, hayatı yaşanır hale getirebiliriz.

Herkes yalnızlığını değişik bir şekilde ruh haline göre tarif eder. Örneğin; Edip Cansever “Bakmayın etrafımda fazla insan dolandığına, sırılsıklam yalnızım aslında” derken, Aziz Nesin “Değeri bilmeden yalnızlığından kurtulmak istiyorsan; kurtulsan da yalnızsın” demiştir.

Ahmet Altan “Yanımda kimse olmadığından değil yalnızlığım, yalnız olduğumu söyleyebileceğim kimse olmadığından yalnızım ben” demiş. Yine “Yalnızlık sizin size yokuşunuzdur” demiş Hasan Ali Toptaş.

Demiş, demiş ve de demiş… Kim ne demişse demiş neticede, herkes kendine göre demiş. Onun dediği bir başka bunun dediği bir başka ancak hepsi de yalnızlık için demiş. Yani kibirin sonucu ve çağımızın hastalığı yalnızlık…

Bana göre de en güzelini ve özetini “Eğer bir kişi yalnız olmayı beceremiyorsa, başkalarıyla bir arada olmayı da beceremez” diyen Michel Foucault demiş.

Paylaşalım Destek Olalım